Çok Yönlü Kişilik : Multipotentialite

Küçük yaşlarda her birimizin en az bir defa duyduğu ,o zamanlar için sevimli görünen bir soru vardı “büyüyünce ne olmak istersin ? “.Bu soruya 5 yaşlarındayken verdiğimiz cevaplar hayal gücümüzün sınırlarını zorladığımız, çevremizdekileri gülümseten cevaplarken zamanla aynı soruya karşı verdiğimiz tepkiler ; endişe, kaygı, amaçsızlık sorgulamalarına dönüşür.

Geçen sene vergi hukuku dersinde anlatılan konuya odaklanmışken uzun zaman sonra aynı soruyla tekrar yüzleşmek zorunda kaldım. “Seneye mezun olacaksınız avukat, hakim/savcılık ,akademisyenlik hangi yolda ilerlemeyi düşünüyorsunuz ?”Ve uzun bir sessizlik.Her birimizin kendi iç dünyasında farklı hisler oluşmuşken benim düşündüğüm tek şey “neden seçim yapmak zorundayız?” olmuştu.

Hayatımız boyunca bu seçenek sorularıyla karşılaşırız.Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı? Bu yaz tatilinde yüzme kursuna mı gitmek istersin gitar kursuna mı? Tercihlerini üniversite kalitesine göre mi yapacaksın bölüme göre mi?

Aslında eğitim sistemimiz ve ebeveynlerimizin yönlendirmeleriyle her zaman tek seçeneğimiz olması gerektiği yanılgısına düşüyoruz.Oysa en basitinden günlük hayatımızı incelediğimizde herbirimiz birden fazla role sahibiz.Evde, okulda, yalnız kaldığımızda gösterdiğimiz kimlikler tamamen birbirinden farklı olabiliyor.Kimi arkadaşlarımızla daha günlük ,keyifli sohbetler ederken kendimize daha yakın hissettiğimiz kişilerle daha derin ve özel konuşmalar yapabiliyoruz.

Dışarıya yansıttığımız karakterler bile bu denli farklıyken ilgi alanlarımızın çeşitliliği son derece normal değil mi?

Ortaokulda hikaye kitapları ,hentbol ; lisede kros, oryantiring, voleybol, akustik gitar konserleri, sanat müziği ;üniversitede psikoloji ve felsefe gibi bir çok farklı alanlara olan ilgilerimi keşfetmiş oldum .Ancak birçoğundan vazgeçerek sorumluluklarımı önceliğim yapmak zorunda kaldım.Ve zamanla şu sonuca ulaştım “siyah ya da beyaz olmak zorunda değiliz çok renkli olmak da bir seçenek”.

Modern dünyamızın en önemli sorunlarından birisi de “kutuplaşma”.Irk, dil, din, cinsel kimlik farklılıkları insanların kırmızı etiketlerle sınıflandırılmasına yol açıyor.Zamanla birbirimize yabancılaşarak empati yetimizi kaybediyor, en insani duygumuz olan hoşgörümüzden uzaklaşıyoruz.Peki neden ?İnsanların seçeneklere zorlanması …

Multipotentialite, birden fazla alanda potansiyeli olan kişi anlamına geliyor.Bu kişiler garip sessizlikleri daha az yaşarlar çünkü birden fazla alanda deneyime sahip oldukları için hemen herkesle konuşacak birşeyleri olur.Sorgulama ve analitik düşünme kabiliyetleri daha kuvvetlidir.

Mehmet Toner, tıp dünyasında yeni bir devrim yaratan gurur duyduğumuz bilim insanlarımızdandır.Kendisi 2 milyondan fazla hücreye bir saniyede bakıp kanserli hücreleri teşhis edebilen çipi geliştirmiştir.Kariyerinde İTÜ makine mühendisliği ve tıp ilgisinden dolayı biyomedikal, nano,mikro teknoloji çalışmaları yer alır.Kendisi çok yönlü karakterinin avantajlarına sahiptir.

Aziz Sancar ,2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi vatan ve millet sevgisiyle yetişmiş buluşlarıyla insanlığa katkılar sağlamış çalışkan bir akademisyendir.Kendisi tıp fakültesini bitirmiş yurtdışında biyokimya çalışmalarla yüzlerce bilimsel makale yayınlamış ,kökhücre çalışmalarıyla kanserli hücrelere yeni bir bakış getirmiştir.

Yine İbni Sina, Galileo, Fatih Sultan Mehmet gibi tarihe damgasını vurmuş kişilerin tıp, astronomi, felsefe, fizik, kimya, matematik ve birden fazla dil bildiği görülmektedir.

O halde multipotentialite yani çok yönlülük asla amaçsızlık, ne istediğine karar verememe, kişilik sorunları değil aksine başarıyı arttıran ,farklı özelliklerin bir araya gelmesiyle yeni fikir ve buluşları ortaya çıkaran ,tutku ve heyecanı daima canlı kılan karakter özelliğidir.

Bizler de “tek tip model” algısından sıyrılarak bir sonraki “hangisi olmak istiyorsun? ” sorusu karşısında en özgüvenli halimizle “hepsi” deme cesaretine sahip olmalıyız.Böylece özümüzde keşfedilmeyi bekleyen ilgi alanlarımızı besleyerek ilham verecek hikayelerin öznesi olabiliriz.